Yaşam

Tatilde Okunması Gereken Kitaplar

Tatilde Okunması Gerekenler

Tatil kitabının da bir raconu var!
Sahilde bir yaz tatili fotoğrafı hayal edelim. Biraz klişe olsun; güneş, şezlong, şemsiye, belki biraz kum… Vee “kaderi birazdan çantaya geri dönmek” olan bir kitap. Sosyal medya sitelerinde paylaşılan onlarca standart kare içinde yer alan bu görüntüde kitabın rolü oldukça kederli. Beğenmedik, çıkaralım, kitabın hakkını verenlere geçelim. Uzun girişe bakmayın, işte bu yazı tam da onlar için! Benim gibi çantasında kitap olmadan rahat edemeyenlerdenseniz, konumuz yaz okumaları. Sayfaları yer yer tuzlu sudan sertleşip sararmış, araları kum dolmuş sahil kitapları…

 

BULANTIYI KIŞA BIRAKALIM
Edebiyatın hangi türüyle ilgili olursanız olun bence deniz kenarında okunacak kitaplar ayrıdır. Ben mesela, “kara edebiyattan” haz eder, ruhsal bulantılarla süslü cümleler içinde kendimden geçerim. Ama tatilde hayır! Çünkü tatil okumalarının da bir raconu vardır. Yani bence plaj yan gelip Sartre”den Bulantı okuma yeri değildir! Şu son zamanlarda herkesin üstüne üşüştüğü Kürk Mantolu Madonna”ya da yer yoktur. Ya da Virginia Wolf, Tezer Özlü, Tomris Uyar gibi beynimizi yerinden oynatan kadınlara… Bu turuncu havada şu zavallı morallerimizi daha da bozmanın alemi yok değil mi?
SU GİBİ AKIP GİDENLER
Peki o zaman ne yapalım? Hadi biraz eski raflara bakalım! Hafif esintiyle cümleler de yüzümüze vursun, içimiz ferahlasın. Son yıllarda vazgeçemediğim ülkemizin zeka küpü, parlak fikirli genç yazarları kurguladığım bu sahne için birebirler. Hem hayranlık, hem ‘su gibi akıp gitme’ birarada…
BİRAZ HATIRLAYALIM
Mesela açın Emrah Serbes’in “Deliduman”ını okuyun. Bu ülkenin görüp görebileceği en ilginç ve çok sesli direnişlerinden biri olan Gezi’ye biraz dışarıdan, aslında “bu taraklarda hiç bezi olmayan” genç bir erkeğin gözünden aşırı eğlenceli bir dille göz atın. Kitap biraz kalın görünse de nasıl bittiğini anlamayacaksınız.(Ki galiba benim son dönemde ‘kalın kitap’ fobim var. Anormal havalı!)
BİR SOLUKTA OKUMALIK
Ya da atın çantaya Alper Canıgüz’den ‘Tatlı Rüyalar’ı. Rüya mı, gerçek mi, uyku mu, uyandık mı anlayamadan bir solukta tamamlayın macerayı. Beyin jimnastiğine birebir Hektor Bey!
MÜZEYYEN’İ DİNLEYİN
Biraz daha geri saralım; Yekta Kopan’ın galiba en bayıldığım romanı ‘Aile Çay Bahçesi’ne. Bu ilginç aile hikayesi ve Müzeyyen’in anıları kabul sizi biraz sarsabilir ama yine de her sayfasına işlemiş sıcak ve samimi cümleler güneşle beraber içinizi de ısıtır! Söz.
OLDUĞU KADAR GÜZELDİK…
Hazır şezlonga ya da kuma yayılmışken rahatınızı bozmayın; şahane Mahir Ünsal Eriş’in ‘Olduğu Kadar Güzeldik’i de keyfinizi kat kat katlayabilir. Erdek’in yazlık çay bahçelerini anlatan, çocukluk özlemini coşturan bu kitap aklınızda epey yer edebilir. Sonra da işte böyle ballandıra ballandıra siz de başkalarına anlatırsınız. Ama sakın vermeyin, herkes kendi kitabını kendi almalı. (en fazla sevdiği birinden hediye ama ödünç değil!) Tatil öncesi mağaza mağaza dolaşırken, bir kitapçıda mola vermek benim en sevdiğim alışveriş hali. Tavsiye ederim.

Not: Ben de bu tatil biraz alışkanlıklarımın dışına çıkıp başka türden bir kitap okuyacağım: Bernd Brunner’in ‘Kırk Merak – Uzanma Sanatı’. Bir diğer adıyla ‘Yatay Yaşamın Elkitabı’. Yatalım, öğrenelim bakalım! “Şu anda uzanıyorsanız, o zaman doğru pozisyondasınız” diyor kitap, iyi tatiller!

Yazar: Nuriye Doğu

Bir Yorum Bırak