Pek çok tiyatrocu yetiştirmiş ve pek çok yeni oyunun sergilendiği ve yeni oyunların yanı sıra klasikleşmiş oyunların da tekrar tekrar sergilendiği Türk Tiyatrosu, geleneksel pek çok ögeye ev sahipliği yapmaktadır. Bu ögelerden biri de nesilden nesile devredilen Kavuk geleneğidir

Nesilden nesile devredilen, güldürü geleneğinin ve Geleneksel Türk Tiyatrosu’nu bir parçası ve sembolü olan kavuk, Türk Tiyatrosunun manevi miraslarındandır.

Türk Tiyatrosunda Kavuk Nedir?

Kavuk denildiğinde, pek çok insanın aklına Osmanlı döneminden hatırladığımız ya da Nasrettin Hoca fıkralarındaki betimlemelerden anımsadığımız kavuk geliyor olabilir. Peki Türk Tiyatro geleneğinde kavuk nedir? Kavuğun bir dönem sahibi olan ve daha sonra da yeni bir tiyatro duayenine kavuğu teslim eden Münir Özkul, kavuğu şu şekilde tanımlamaktadır: “600 senelik bir kültürün, bir temaşa sanatının, tuluatın sembolüdür kavuk.” Kavuk, maddesel bir varlıktan ziyade bir semboldür. Güldürü geleneğinin sembolüdür ve Türk tiyatrosunun nesilden nesile aktarılan bir mirasıdır.

Kavuk Kültürünü Kim Başlattı?

Türk Tiyatrosunun manevi mirası olan Kavuk Geleneğinin kökleri 1920’li yıllara dayanmaktadır. İsmail Dümbüllü ile anılan kavuk geleneğinin asıl başlatan kişisi Kel Hasan Efendi’dir. Tiyatromuzdaki tuluat ustalarının en renkli ve en sevilen isimlerinden olan Kel Hasan Efendi, tuluatının devamını sağlayacak olan öğrencisi İsmail Dümbüllü’ye sembolik bir nişan olarak kavuğunu teslim etmesiyle kavuk kültürü başlamış oldu.

Kavuk Neyi Temsil Eder?

Yıllardır düzenlenen törenlerle devredilen kavuk, diğer bir adıyla Dümbüllü kavuğu, sık sık benzer bir geleneğin sembolü olan fes ile karıştırılmakta. İsmail Hakkı Dümbüllü’nün hem fesi ve hem de kavuğu Türk tiyatrosunun manevi mirasları arasında yer almaktadır. Türk tiyatrosunda Fes daha çok doğaçlama ve tuluat tiyatrosunu temsil ederken; kavuk orta oyunu ve güldürü geleneğinin temsil eden bir sembol olarak kabul etmektedir.

Kavuğun Devralanları ve Devredenleri

Orta oyunu ve doğaçlama tiyatro sanatçısı İsmail Hakkı Dümbüllü, tuluat tiyatrosunun önemli isimlerinden olan ustası Kel Hasan’dan devraldığı fesi, 1968’de oyuncu Münir Özkul’a devretmiştir. Kavuk yıllar boyunca Türk tiyatro oyuncuları arasında düzenlenen geleneksel  törenle bir sonraki kavuk sahibine devredilir; bu fes ve kavuk Türk tiyatrosunun ve tiyatro oyunculuğun mirasını temsil etmektedir. İsmail Hakkı Dümbüllü, Münir Özkul’u 1967-1968 yılları arasında Arena Tiyatrosu’nda. ‘Kanlı Nigar’ oyununda ‘Kavuklu’ rolünde izlemiş ve 1968 yılında Özkul’un yeteneğinin nişanesi olarak düzenlene törenle Kavuk’u devretmiştir.

Daha sonra Dümbüllü’nün kavuğu; Münir Özkul tarafından 1989’da Orta Oyuncular Tiyatro Topluluğu’nun kurucusu Ferhan Şensoy’a devredilmiştir. İsmail Dümbüllü’nün Münir Özkul’a devrettiği kavuk, Ferhan Şensoy tarafından Rasim Öztekin’e devredilmiştir. Rasim Öztekin ise kavuğu, Ferhan Şensoy’dan “Bu çok önemli bir şey. Yani bu işin ‘Nirvana’sı denilebilir. Çok onurlu bir şey. Aynı zamanda da bir o kadar sorumluluk taşımam gereken bir şey.” sözleriyle devralmıştır. Rasim Öztekin tarafından kavuk  kime devredilecek konusu büyük bir merak konusu olmuştu. Rasim Öztekin ise kavuğu Şevket Çoruh’a devretmiş ve Şevket Çoruhlu, kavuğun 6. Sahibi olmuştur.

 

Önceki makaleJaponların Yaşam Felsefesi: Ikigai
Sonraki makaleTürklerin Hafta Sonu Eğlence Alışkanlığı: Mangal