Felaket senaryolarıyla dolu düşüncelerimizden. O düşüncelerimizin oluşturduğu kaygı, korku gibi duygulardan korunmak ne kadar elimizde? Yeni durumlarla karşılaşan organizmaların bu duruma adapte olabilmesi için bir süreye ihtiyacı vardır. Aslında uzun bir zamandır devam eden, yoğunluğu son dönemlerde daha da artan eylemlere yabancı değildik. Ama ilk kez bu kadar yakınımızda yaşandı. Bu nedenle birçok insan bu yaşanılan olaylara karşı farklı duygusal durumlar yaşadılar.

Tehditler karşısında otomatik bir şekilde devreye giren beyin mekanizmamız bir süredir devamlı devrede. Yeniden diğer kısmı devreye sokmanın yolu ise sağlıklı bir şekilde “nefes” almanız. Yine mi NEFES? Evet! Otonom sinir sisteminde iki kısım mevcut Sempatik ve Parasempatik. Bir tehdit algıladığında beynin sempatik kısmı devreye giriyor. Ortadan kalktığında tehdit, huzura kavuştuğunda ise Parasempatik kısım devreye giriyor. Bu yüzden doğru nefes alarak sinir sisteminin çalışması gereken yerini çalıştırmalısın. Sürekli diğer kısımda olması seni bedenen de ruhen de yıpratır.

Bu konuda anlaştıysak ikinci önerime geçebilirim. Mutluluk ya da iyi hissetme hali öyle kendiliğinden olabilen bir şey değil, bize kendiliğinden sunulmuyor, karşılıksız verilmiyor ya da bağışlanan bir durum değil. Bunun için de çaba sarf etmemiz gerekiyor.

Hepimizin temel ihtiyaçları var bunlardan en önemlilerinden biri de güvende hissetme ihtiyacı, son günlerde bunu çok fazla hissedemediğinizi biliyorum. Dış gerçeklikler, silah sesleri, bombalar buna müsaade etmedi diyorsunuz. O zaman içe sığının biraz daha. Dış dünyada olup biten her şeye rağmen içinizde kimsenin ulaşamayacağı o yerde güvenli bölgenizi oluşturun. Boğulduğunuzu, bunaldığınızı hissettiğiniz anlarda oraya kaçın ve nefes alın.
Kimse sizin düşlemlerinize, imgelerinize müdahale edemez ama siz edebilirsiniz.

Yoğun stresle baş etmede oldukça etkili olacak, sizi güçlendirecek şey, kendi güvenli bölgenizi yaratmak. Yüzyıllardır maalesef bu yeryüzünde savaşlar oluyor. Çocuk, yetişkin insanlar o savaşların içinde nefes almaya devam etmek zorunda kalıyor. Ne kadar zor şartlar altında olursak olalım, hayattaysak hala, iyilik haline yaklaşabilmek için en azından bir şeyler yapmalıyız.

İyilik halini elde edebilmek ve koruyabilmek de özel birtakım çabaları gerektiriyor tabii ki. Yaşamında bu koşulları sağlayabilmiş olanların, başkalarına göre depresyona karşı daha bağışık olacakları kesindir. Genel mutluluğun, iyi hissetme halinin, zor şartlarda dahi nitelikli bir yaşam sürme mücadelesinin koşulları en azından şunlardır:

Toplumsal dayanaklarının olması; sevme ve sevilme; iyi bir aile kurmuş olma; çocuklar, dostlar ve yakın arkadaşlarla bir arada sürdürülen toplumsal bir yaşamın olması. Yani daha az ön yargı daha çok empati. Birbirimize ihtiyacımız var.

Üretken olma, kendini gerçekleştiriyor olma, geleceğe ilişkin tasarılarının olması. Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama elbette bunlar umut verici tasarılar olmalı. Çünkü şairler haklı insanlar bu alemde ancak umut edebildikleri kadar varlar.

Boş zaman etkinlikleri sahibi olma, eğlence uğraşları olma ve bunları düzenli olarak yapabiliyor olma, kendine özel zaman ayırabilme. Sadece kendi iç sesinizi ve ihtiyaçlarınızı önemsediğiniz bir zamandan bahsediyorum. Bir başkasıyla randevulaştığınızda gösterdiğiniz özeni, kendinizle buluşma saatinizde de gösterin istiyorum.

Gelecek kaygısının olmaması, kendini güvende hissetme, bunun için gerekli koşulların hazırlanmış olması. Gerekli koşullardan yukarıda biraz bahsettim. Dış dünyamızda tüm bu koşullar hazır olana kadar, iç dünyamızdan faydalanacağız. Zira zaman akıyor. Süreli yaşamımızın her saniyesini kaygıyla doldurmak gibi bir hadsizlik yapmayalım kendimize. Yaşam kredimizi iyi kullanalım.

Günlük stresin kabul edilebilir boyutlarda tutulabiliyor olması. Hiçbir şey yapamıyorsanız, gidin bir ağaca sarılın sımsıkı. İyi gelecek.
Ve her kötülük gibi bu da geçecek. Sevgi ve saygılarımla…

Uzm. Klinik Psikolog Yasemin KURÇENLİ

Önceki İçerikKedi Tüyü Zararlı Mı?
Sonraki İçerikAdet Döneminin Suçlusu: Progesteron Nedir?
Dilara Özcan Kültür Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. Hobileri arasında yoga, pilates, gezi ve moda yer alıyor. Fotoğraf tutkunu olan Dilara, iyi21.com içerik editörlüğü yapıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz